|
Erişkinlerde sık görülen püstüler sedefte etrafını kızarık bir derinin çevrelediği içi beyaz bir sıvıyla dolu baloncuklar görülür. Baloncukların içindeki sıvı iltihabi değildir yani mikrop içermez. Bulaşıcı değildir. Sıklıkla vücutta belirli bölgelerde görülürler : Örnek olarak el ve ayak bölgesi.
Püstüler sedef aynı zamanda tüm vücutta da görülebilir. Bu durumlarda tüm deri yüzeyini kaplayan bir kızarıklığın ardından küçük su toplamaları ortaya çıkar. Sonra bunlar ortadan kalkar ve deri dökülür.
Püstüler sedef kullanılan ilaçlar, aşındırıcı merhemler, UV ışığına aşırı maruziyet, gebelik, sistemik kortizon tedavisi, enfeksiyonlar, duygusal yoğun stress ve sistemik ilaçlar ile yüksek güçteki kortizon merhemlerinin aniden kesilmesi sonrası ortaya çıkabilmektedir.
Sistemik tedavi seçenekleri arasında acitretin ve methotrexate tedavileri yer almaktadır.
Püstüler sedefin tipleri :
Von Zumbusch :
Aniden ortaya çıkabilen bu sedef tipinde cilt geniş alanlar halinde kızarmıştır, ağrılı ve hassastır. Birkaç saat içinde su toplamaları ortaya çıkar. 24 - 48 saat sonra kendiliklerinden kururlar ve dökülmeye başlarlar. Geride kalan deri ıslak ve düzdür. Su toplamalar tekrarlayabilir. Döküntüler günler veya haftalar boyunca aynı şekilde tekrarlayabilir.
Von Zumbusch tipi sedef çocuklarda nadiren görülür. Görülse bile erişkenlere göre daha hafif seyreder.
Von Zumbusch püstüler sedefini enfeksiyonlar, aniden bırakılan sürme veya sistemik(ağız ve iğne yoluyla alınan) kortizonlu ilaçlar ,gebelik ile lityum(psikiyatrik tedavide kullanılır), propranolol(Dideral:Tansiyon ve kalp yetmezliği tedavisi) ve diğer yüksek tansiyon ilaçları, iod türevleri ile indometazin (Endol,Endosetin,İndocid,İnomet) tetikleyebilir.
Von Zumbusch püstüler sedefiyle beraber ateş, titreme nöbetleri, ciddi derecede kaşıntı, çarpıntı, kansızlık, kilo kaybı ve halsizlik görülebilir. Tedavinin amacı sıvı - kimyasal dengesini sağlamak ve sıvı kaybını engellemek, derinin enfeksiyonları engelleyen bariyer fonksiyonunu eski haline döndürmek ve ısı kaybını engellemektir.
Sedefin bu formu hayati tehdit yaratabildiğinden tıbbi tedaviye biran önce başlanmalıdır. Eğer dermatoloğunuza ulaşamıyorsanız mutlaka bir hastanenin acil bölümüne başvurun. Von Zumbusch sedefi olan hastaların gerekli tedaviyi görmeleri için sıklıkla hastaneye yatmaları gerekmektedir.
Tedavi olarak siklosporin, acitretin ve methotrexate sistemik tedavileri verilebilir. Bunların yanında zarar gören deriden vücuda girebilecek mikroplara karşı antibiyotik tedavisi verilir. Sistemik (ağız veya iğne yoluyla alınan) kortizon diğer tedavilere yanıt vermeyen hastalarda çok kontrollü olarak kullanılabilir. PUVA ve diğer ışık tedavileri Von Zumbusch sedefinin aktif kızarık ve su toplayan aşaması geçtikten sonra kullanılabilir.
Avuçta - Ayak Tabanında Su Toplamaları
Palmo - planter püstüloz
Palmo - planter püstülozis su toplayan sedefin avuç içlerini ve ayak tabanlarını tutan bir formudur. Bu formda yaklaşık kalem silgisi boyutlarında avuç içinde ve ayak tabanında yerleşmiş su toplayan yaralar görülür.Su toplayan yaralar başta kızarıktır sonra kahverengi hale gelir ve kabuk bağla,r. Süreç kronik olup periyodik olarak bu döngü tekrarlar.
Çalışmalarda bu hastalığa sahip olan kişilerde nikotinin hastalığı aktifleştirdiği gösterilmiş olup sigara içmeleri önerilmemektedir.
Sürme (topikal) ilaçlar ilk aşamada kullanılmakta fakat hastalık sıklıkla bu tedaviye direnç göstermekte PUVA, UVB, Acitretin, Methotrexate ve Siklosporin gibi sistemik (ağız veya iğne enjeksiyonu yoluyla) alınan ilaçların kullanılması gerekebilmektedir.
Akropüstüloz ( Acrodermatitis Continua of Hallopeau)
Sedefin bu nadir görülen tipinde yaralar sıklıkla el parmak uçlarında ve bazen de ayak parmak uçlarında yerleşmiştir. Bu döküntü sıklıkla bir deri yaralanması veya enfeksiyonu sonrası başlar. Sıklıkla lezyonlar ağrılı ve hareket kısıtlayıcıdır, tırnaklarda deformasyon oluşturabilir. Bazen parmak kemiklerinde değişiklikler de görülebilir. Bu formun tedavisi zor olmakla beraber sürme ilaçların kapatılarak (oklüzyon tedavisi) uygulanmasıyla bazı hastalarda fayda görülmüştür. Bazı hasta gruplarında ise sistemik tedavilerle başarı elde edilmiştir.
|